Küllerinden Doğan
Dernek

Küllerinden Doğan

“O akşam elektrikler kesilmişti. Sular da dünden beri yoktu ve telefonlar çekmiyordu. Kim haber verdi, hatırlamıyorum. Anamın evini ateş sarmış. Kızım ve Yusuf’um da annemin evindeydi. Aceleyle arabaya atladım.”

“Yangın Manavgat’ın birçok yerini kavuruyordu. Ben de alevleri söndürmeye yardımcı oluyordum. Yangının evimin yakınlarına geleceğine ihtimal vermiyordum. Eve vardığımda da haberin asılsız olduğunu zannettim. Birkaç ağacın dalları tutuşmuştu fakat havaya sert bir rüzgar hakimdi.”

“Ailemi arabaya bindirdim. Köpeklerin ipini çözdüm. Birkaç kuzuyu da kasaya sığdırdım. Çocukları ve annemi merkezdeki eve bırakınca geri döndüm. Aradan yarım saat geçmemişti ama evim cehennem yerine dönmüştü. İnanır mısın karşıdaki ormanın üzerinde 20-30 metre yüksekliğinde alevden bir dalga ilerliyordu.”

“Hayvanların çitini açtım. Keçiler kaçar da kuzular narin olur diye birkaçını daha kasaya atmaya çalıştım. Az daha oyalansaydım ateşin ortasında kalacakmışım. Arabayla kaçarken yangın sağlı-sollu yolu çevirmişti. Merkeze döndüğüm 15 dakika saatlerce sürmüş gibi geldi.”

Ramazan abi yangında yaşadıklarını anlatırken kah gözyaşı döküyor kah can kaybı yaşamadığı için gülümseyerek şükrediyordu. Yangın faciasının üzerinden iki ay geçmişti. Fakat yaşadıklarımız dün gibi yakındı. 

Yangında ben de gönüllü olarak söndürme çalışmalarına katılmıştım. Gözümüzün önünde yangın çıkıyor. Orman bir çırpıda yanıp tutuşuyordu. Havada küller uçuşuyor, kıyafetlerimize bulaşıyordu. Kendimi daha çaresiz hissettiğim bir başka gün yaşamamıştım. Ramazan abiyi çok iyi anlıyordum. 

O sıra evinin enkazını geziyorduk. Eliyle tavuk kümesinin yerini gösteriyor: “Geride bir çivi bile kalmamış” diyerek şaşkına dönüyordu. Çoban köpeklerinin başını okşayarak: “Bunlar yangından canını kurtardı” diyordu. Sevdiği köpeğin üzerinde yanık izleri vardı. 

Ramazan abi bahçesine girdi. Meyve ağaçlarının çoğu yanmıştı. Ama birkaç sağlam cennet elması ve nar ağacı vardı. Yusuf’a seslendi ve bir poşet istedi. Meyvelerin olmuşlarını topluyor, ısrarla tadına bakmamı istiyordu. Ne desem aksine ikna edemedim. Yanımızda Ramazan abiden bir poşet dolusu meyveyle ayrılmıştık. 

Yoldayken aklımda Ramazan abinin bahçesinde gördüğüm mandalina ağacı vardı.  Benim en sevdiğim meyve mandalinadır. O ağaç yanmış ama küllerinden yeniden doğmuştu. Yarısı sarı, yarısı yemyeşildi. İçimi müthiş bir umutla doldurmuştu. Belli ki yeşil tarafı yakında yangını unutturacaktı. Tabiat küllerinden doğacaktı. 

Anlatıcı: Rüveyda Yılmaz 

Yazı ve Fotoğraf: Hüseyin Bircan


18-10-2021