Adem'in Hikayesi
Dernek

Adem'in Hikayesi

Yorucu bir gündü. Gana’nın Tamale şehrindeki ücra köylerde erzak yardımları yapmış, otelimize doğru giderken katarakt ameliyatlarına devam ettiğimiz kliniğe uğramaya karar vermiştik. Ameliyatların nasıl sürdüğünü ve hastalarımızın durumunu görmek istiyorduk.

Hastaneye geldiğimizde o günün son katarakt ameliyatları yapılıyordu. Koridorlar ıssızlaşmış, ameliyat olanlar ise bir köşeye çekilmişti. Ameliyathaneye girdiğimde anestezi sırasında küçük bir çocuk dikkatimi çekti. 

Yalnız başına plastik sandalyede oturmuş, bir noktaya dalmıştı. Hemen yanına gidip adını öğrendim. Adı Adem’di. Yaşını bilmiyordu. En fazla 10-11 yaşlarında görünüyordu. Ameliyat olacağı için gergindi. Sakinleşmesi için ona sorular soruyordum. Onu meşgul eden korkusundan uzaklaştırmaya çalışıyordum. Ama işe yaramıyordu. Ameliyat kıyafetleri giydirilip anestezi sandalyesine uzandığında yanında kalmam gerektiğini hissettim. Elini tuttum ve seni yalnız bırakmayacağız, dedim.


Fakat, küçük bir çocuğun gözündeydi operasyon. Önce uyuşturmak için gözüne iğneler batırıldı. Uyuşmayınca ikincisi yapıldı. Sonra ameliyat masasına geçildi. Doktorumuz, Adem’in gözünü neşterle kesiyordu. 

“Bakmayacağım” diyordum ama kendimi alıkoyamıyordum. Sürekli elini tutuyordum ama sanki o beni rahatlatmak için elimi tutuyor gibi hissetmeye başlamıştım. Bir süre daha yakından izlemeye devam ettiğimde vücudumun uyuşmaya başladığını hissettim. Nefes alıp verirken gitgide kötüleşince kendimi zorla ameliyathanenin dışına attım. Kendime geldiğimde Adem’i sordum. 

Adem son derece rahat ve sakin bir şekilde ameliyathaneden çıkarıldı. Onun için deli gibi endişelenirken kendi düştüğüm hale uzun uzun güldüm. Adem’in karşılıklı gülümsemesi de bana günün yorgunluğunu ve baygınlığı unutturdu. Adem’i onu getiren amcasına emanet ettikten sonra otelimize döndük. Aklımda Adem vardı. Gözü ertesi gün açılacaktı ve ameliyatın sonucunu görmek için bir gün bekleyecektim. 



Gana’da sıcak bir sabaha uyandık. Dışarıda bunaltıcı bir hava vardı. Fakat, asırlık akasyalar ve kalın gövdeli baobab ağaçlarının gölgesinde ilerlerken çevreme hayretle bakıyordum. Her yer yemyeşildi ve dallarda rengarenk çiçekler tomurcuklanıyordu. Evlerin badanaları canlı renklerle yapılmıştı. Adını bilmediğim türlü çiçekler evlerin önünü güzelleştiriyordu. Bu topraklarda görmenin çok büyük bir nimet olduğunu tekrar hatırlamıştım. 

Hastanenin önünü ameliyat olanlar ve yakınları doldurmuştu. Herkes sıralarına oturmuş, göz bantlarının açılmasını ve dünyaya yeniden net bir şekilde bakmayı umut ediyorlardı. Kalabalıklar arasında hemen Adem’i bulduk.

En küçük hastamız olduğundan Adem’i mutlu etmek için çırpınıyorduk. Onunla özellikle ilgilendiğimizi bütün hastalar fark edince Adem o günün kahramanı olmuştu. Herkesin ağzında onun adı vardı. Herkes onu gülümsetmeye çalışıp birlikte fotoğraf çekilmek istiyordu. Adem de kendini tutmayı bıraktı. Hemen ünlülüğe alıştı. Çok daha kolay gülüyor, kameralara el sallıyordu. 



Sıra Adem’in göz bandını açmaya gelince hep birlikte nefesimizi tutmuştuk. Doktorumuz nazikçe göz bandını araladı. Eliyle birkaç işaret yaptı. Adem hepsini doğru yanıtladı. Adem’in ameliyatı çok iyi geçmişti. 

Gözünü tozdan ve güneşten koruyacak gözlüğünü kendi ellerimle giydirdim. Bir gün önce kesikler atılan o göz, şimdi ufak bir kızarıklık dışında tertemizdi. Bu adeta bir mucizeydi. Ameliyat izi bile yoktu. Gayet normal bir göz kadar düzgün görünüyordu. 

Adem’e bakarken köyüne dönüp arkadaşlarıyla koştuğunu, kardeşleriyle oyunlar oynadığını ve okula gittiğini hayal ettim. Kim bilir Adem ne hayaller kuruyordu?


Anlatıcı: Gamze Özçelik

Yazı: Hüseyin Bircan

Fotoğraf: Sait Tetik



07-10-2021